Evlad-ı Fatihan’ın Göçü

Prof. Dr. Ata ATUN

 

Yakın Doğu Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Lefkoşa, KKTC

SAMTAY VAKFI, 936013 Gazimağusa, KKTC

E-posta: ata.atun@atun.com

 

 

 

Özet

2012 Balkan Felaketi ve Balkan Göçlerinin 100. Yılı. 8 Ekim 1912’de başlayan savaşı sonucu 550 yıllık Türk Yurdu Rumeli elden giderken, bütün Balkanlar’da 5.5 milyona yakın (McCarthy, 1995) soydaşımızı da kaybettik.

Ünlü Amerikalı tarihçi Justin McCarty’nin “Ölüm ve Sürgün” -Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922- (McCarthy, 1995) kitabı bu konuda gerçekçi rakamlar vermektedir. 1911’de Balkanlarda büyük göçten evvel yaşamlarını sürdüren 2,315,293 Müslüman Türk bulunmaktaydı. Savaşın getirdiği olumsuzluklardan ve ölüm tehdidinden 1,046,408 Müslüman Türk, arkalarında evlerini, tüm taşınmazlarını, tarlalarını, hayvanlarını, mezarlarını ve hatıralarını bırakarak göç etmek zorunda kaldı. Parasız, pulsuz, işsiz ve gelecekten yoksun bir şekilde yollara düşen bu kardeşlerimizin sadece 413,000’i Osmanlı Devletinin güvenli bölgelerine ulaşabildi. Bu büyük göçü başaramayan 632,408 kardeşimizin büyük bir bölümü, göç esnasında kendilerine saldıran çeteler tarafından öldürülürken, geri kalanlar da çetin doğa koşullarına yenilerek hayatlarını kaybettiler.

1912’de yaşanan bu felaket belki de Türk Tarihi’nin en büyük felaketidir.

 

Anahtar Kelimeler

Balkanlar, Göç, Osmanlı, Muhacir, Türkiye

 

Summary

Year 2012 is the 100th anniversary of notorious Balkan disaster and the immigration from Balkans. As a result of the war started October 8, 1912, in whole of the Balkans we have lost the 550 years old native land and lost 5.5 million of our kins.

Well known American historian Mr. Justin MacCarthy gives realistic figures in his book titled  “Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922”- (McCarthy, 1995). Before the massive immigration, 2,315,293 Turkish originate people were living in Balkans. 1,046,408 Moslem people were affected from the problems of the war and felt obliged to immigrate to Anatolia leaving behind their immovable property, arable fields, stocks, graveyards and memoirs. Only 413,000 of them reached to safe places of Ottoman Empire  of these people who dared to immigrate without any money, job and future. A huge sum of 632,408 people who couldn’t manage to complete the immigration were killed by the gangs. The remaining amount were lost their lives against vicious nature.

The catastrophe experienced in 1912 probably was the worst during the Turkish history.

 

 

Key Words

Balcans, Immigration, Ottoman, Immigrant, Turkey

  

 

GİRİŞ

 

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı veya diğer adıyla da 93 Harbi, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşlarında Osmanlı devleti hem yenildi hem de Balkanlarda büyük miktarda toprak kaybetti. Bu toprak kayıpları da beraberinde toplumsal ve bölgesel olarak hem bedensel hem de ruhsal sarsıntıları beraberinde getirdi. Üç kıtada asırladır hükümranlık sürdürmüş olan Osmanlı devleti, en çok Rumeli'yi yani Balkanlar'ı kaybetmenin ıstırabını hissetti ve acısını çekti.

1878’de başlayıp 1918’de biten meşum 40 yıl, milyonlarca Türk ve Müslüman’ın katledildiği, büyük acıların yaşandığı, Evladı Fatihan’ın yerini yurdunu terk edip yayan olarak yollara düştüğü, çocuklarını, kadınlarını ve yaşlılarını yollarda sele, çamura, hastalığa terk ettiği ve açlıkla boğuştuğu dönemdir.

 

ORTAÇAĞ’DAN İTİBAREN BALKANLAR

Müslüman Türklerin Orhan Bey döneminde 1356 yılında Gelibolu’daki hem Çanakkale Boğazı’nı hem de Saros Körfezi'ni gören Çimpe Kalesi’ni Bizanslılardan alarak (TheOttomans, 2002, S.2) Rumeli’ye geçişi, Osmanlıların Balkan tarihinde önemli bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Bu fetih ile Osmanlı Devleti ilk kez Rumeli yakasına kalıcı ve sağlam bir adım atmıştır.

Osmanlılar, Balkan Yarımadası'na ayak bastıklarında bölgeye, Bizans İmparatorluğu ile Sırp İmparatorluğu hakimdi. Osmanlıların askerî gücüne dayanamayarak 14. yüzyılda Sırp İmparatorluğu, 15. Yüzyıl ortasında da Bizans İmparatorluğu Osmanlı idaresi altına girdiler.

Haçlı Orduları ile Osmanlılar arasında 1364 yılında yer alan Sırpsındığı Savaşı (TheOttomans, 2002, S.3) ile başlayan çatışmalar 1389 yılındaki I. Kosova Savaşı (TheOttomans, 2002, S.4), 1396 yılındaki Niğbolu Savaşı (TürkçeBilgi, 2004), 1444 yılındaki Varna Savaşı (TheOttomans, 2002, S.6) ve son olarak da 1448 yılında yer alan II. Kosova Savaşı (TheOttomans, 2002, S.6) ile 15. yüzyıl ortalarına kadar devam etti.

Osmanlı Ordusunun bu galibiyeti Balkan’lardaki Haçlı İttifakının Türklere karşı direnişinin sonu oldu. Bölgede, bu savaştan 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması’na (TheOttomans, 2002, Duraklama S.2) kadar, diğer dönemlere kıyasla daha sakin ve huzurlu bir yaşam sürüldü.

 

BALKANLARDA OSMANLI YÖNETİMİ

Balkanlarda 15. yüzyıl ortalarında başlayan Osmanlı İdaresi,  Osmanlı devletinin genelde fethettiği yerlerden yalnızca bir miktar vergi almayı yeterli görmesi ve halkın gelenek, görenek, inanç ve ibadet olarak ifade edebileceğimiz yaşam tarzına karışmaması nedeni ile 17. yüzyıl sonlarına kadar huzur ve güvenli bir yaşam sürülmesini sağladı.

II. Viyana Kuşatmasında Osmanlı ordusunun başarısızlığı hem Türkler, hem Avrupalılar, hem de Balkan ulusları için yeni bir dönemin başlangıcı ve Avrupa’daki Türk korkusunun sonu oldu.

1683 yılında Avrupalılar aralarında Haçlı seferleri benzeri kutsal bir ittifak kurarak Osmanlılara karşı saldırılar başlattılar ve 1699 yılında Osmanlıların yenilgiyi kabul ederek Karlofça Antlaşması'nı imzalaması ile 16 yıllık savaş dönemi sona erdi.

Bu dönemin sonunda Avusturya ve Rusya Balkanlar'daki halkları kendi çıkarları doğrultusunda ve Osmanlı Devleti'ni zayıflatmak amacıyla örgütlemeye başladılar. Para ve silah yardımı yaparak kısa bir süre sonra da ayaklanmalar başlattılar.

18. yüzyılda başlayan bu ayaklanmalar, yöresel, kısa süreli ve küçük olmalarına karşın 19. yüzyılda yaşanan daha büyük çapta, uzun süreli ve sistematik ayaklanmaların temelini oluşturdu.

 

BALKANLARDA OSMANLI EGEMENLİĞİNİN SONU

19. yüzyılda yaşanan bu daha ciddi boyutlardaki ayaklanmalar ve başkaldırılar Osmanlı Devletinin günden güne zayıflamasına ve sonunda da parçalanmasına yol açmıştır.

Osmanlı ordusu I. Balkan Savaşı’nda çok sayıda bölgede ve cephede, Avusturya ve Rusya’nın desteklediği organize ve büyük boyuttaki birliklere karşı savaşmak zorunda kalmış, birkaç tanesi dışında hepsinde yenilmiştir.

Bu savaşlar sonrasında Osmanlı Devletimin sınırları nerdeyse İstanbul’a kadar gerilemiş ve sonrasında yapılan 2. Balkan Savaşı’nda toparlanmayı başaran Osmanlı ordusu, Edirne’ye kadar olan bölgeyi geri aldı.

Osmanlı Devleti 1913 yılında;

Bulgaristan ile İstanbul Antlaşmasını yaptı. Bu anlaşma ile Kırklareli ve Dimetoka, Osmanlı Devleti'ne geri verildi. Batı Trakya ve Dedeağaç, Bulgaristan'da kaldı.

Yunanistan'la Atina Antlaşması'nı yaptı. Girit ve Ege Adaları, Yunanistan'a verildi. Yunanistan'da kalan Türklerin durumu da düzenlendi.

Sırbistan ve Karadağ'ın, Osmanlı Devleti'yle sınırı kalmadığı için antlaşma imzalanmadı.

Bu anlaşmalarla bu günkü Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atıldı (Artuç, 1988).

 

BALKAN SAVAŞLARININ SONUCU

Osmanlı Devleti Balkan topraklarındaki hâkimiyetini kesin olarak kaybetti.

Batı Trakya, tüm Makedonya, Arnavutluk, Ege Adaları kaybedilmiş, Osmanlı Devleti'nin Avrupa'daki varlığı, Doğu Trakya ile sınırlandırılmıştır.

Balkanlardaki dinmeyen huzursuzluk I. Dünya Savaşı'nın nedenleri arasında yer aldı.

Balkanlardaki Türkler azınlık durumuna düştü ve günümüze kadar devam eden Balkan Türkleri sorunu ortaya çıktı.

Bugünkü batı sınırımız büyük ölçüde belli oldu.

Balkan topraklarındaki siyasi denge bozuldu.

Balkanlardaki Türk nüfusu yapılan göçler nedeniyle azalırken Anadolu’daki Türk nüfusu arttı.

 

SONUÇ

Evlad-ı Fatihan, Balkanlardan Anadolu’ya 18. yüzyılın başından itibaren göç etmeye başlamıştır.

1927 yılına gelindiğinde, 11 milyona ulaşan Türkiye Cumhuriyeti nüfusunun, 7 milyonunun göç sonucunda Anadolu’ya geldiği saptanmıştır.

Amerikalı tarihçi Justin McCarthy, son iki yüzyıldır Balkanlardan Türkiye’ye yönelik göçlerle ve sonuçlarıyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Balkanlardaki Müslümanların çoğu gitmiştir. Ya ölmüşler ya da göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Kalanlar Yunanistan’da, Bulgaristan’da, Yugoslavya’da adacık durumundaki yerleşim bölgelerinde yaşamaktadırlar. Ayaklanmalar, savaşlar sırasında İmparatorluğun çeşitli bölgelerinde çoğu Türk olan milyonlarca Müslüman ölmüş; milyonlarcası da Türkiye’ye sığınmıştır. 1821 ile 1922 yılları arasında Müslümanların yaklaşık 5.5 milyonu kimi savaşlarda açlıktan ve hastalıktan canını yitirerek ölmüş, 5 milyondan fazlası ise ülkelerinden sürülüp atılmıştır. Balkanlarda olsun diğer bölgelerde olsun, kurulan her yeni devlet, ayrılıp gitmiş, göç etmiş bulunan sakinlerinin çilesi üzerine kurulmuştur. (McCarthy, 1995)

Osmanlı nüfusu konusundaki çalışmalarıyla tanınan Wisconsin Üniversitesi öğretim üyesi araştırmacı Prof. Dr. Kemal Karpat ise, günümüze kadarki süreci ele alan demografik çalışmasında, göç ettirilen Türklerin ve Müslümanların sayısı ile ilgili olarak 9 milyon rakamını vermektedir. Bunun 7 milyonunu, Girit ve Ege Adalarını da içine alan Balkanlardan gelenlerin, 2 milyonunu ise Kırım, Kafkasya ve  Arabistan Yarımadasından göç edenlerin oluşturduğunu belirtmektedir (Balgöç, 2012).

Justin McCarthy’e göre 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı sonrasında yaşanan katliam ve tehcir sonucu göç edenlerin sayısı 1 milyon 253 bindir. Bu rakam araştırmacı Doç. Dr. Nedim İpek’e göre ise 1 milyon 243 bindir. (McCarthy, 1995)

Müslüman Türk halkının dışında Balkanlardan Anadolu’ya Yahudiler de büyük sayılarda göç etmişlerdir. 

1989’da Bulgaristan’dan Anadolu’ya yönelik Türk göçü, insanlık tarihinin gördüğü en büyük dramlardan, ayrılıklardan biridir. (Balkanlar.net, 2006)

  

 

KAYNAKÇA

 

Kitap

Artuç, İ. (1988) Balkan Savaşı, İstanbul: KASTAŞ Yayınları

McCarthy, J. (1995) Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922, Princeton, NJ: Darwin Press

 

İnternet adresi

TheOttomans.Org, Korkut Özgen, (2002). TheOttomans.Org, “Kuruluş”,

http://www.theottomans.org/turkce/tarihce/index2.asp (Nisan 2012)

 

TheOttomans.Org, Korkut Özgen, (2002). TheOttomans.Org, “Duraklama Dönemi”,

http://www.theottomans.org/turkce/tarihce/index2.asp (Nisan 2012)

 

TürkçeBilgi, (2004). Türkçe Genel Başvuru ve Bilgi Sitesi, Ansiklopedi, “Niğbolu Savaşı, http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/ni%C4%9Fbolu_sava%C5%9F%C4%B1 (Nisan 2012)

 

Balgöç, (2012). “Balkanlar ve Göç belgeseli”, http://www.balgoc.org.tr/2005/balkanlarvegoc.html (Nisan 2012)

 

Balkanlar.net, (2010). Balkanlar Bilgi bankası. “Tarihimiz”

http://www.balkanlar.net/index.php?iden=68&ind=reviews&op=entry_view

 

Balkanlar.net, (2006). Balkanlar Bilgi bankası. “Kaç Göçmenisiniz”

http://www.balkanlar.net/forum/index.php?topic=2624